MARX & ENGELS VE KOMÜNİST TOPLUM

Marx ve Engels’in Toplu Eserleri’nde “komünist toplum” (İngilizcesi “communist society”) sanıldığı kadar fazla yer almaz. Marx ve düşüncesini eleştirenlerde ise tam aksine ve baskın bir biçimde onların kapitalizm eleştirilerine odaklanmak yerine kendilerinin -eleştiride bulunanların- çoğunlukla anlamını dahi bilmedikleri komünist toplum eleştirisi mevcuttur. Bir başka deyişle, Marx’ın somut tahlillerine karşılık şu an için soyut bir toplumun … Devamını oku

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni (Tam metin)

Dikkat çeken tespitler/tanımlar: s.15-16. 1921 Anayasası’nın kapsayıcılığı. 1961 Anayasası’ndaki bürokratik kurumların ortaya konulması ve 1982 Anayasası’nın anti-demokratik yapısının ifade edilmesi. s. 17. “Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak”. Bu, Türkiye’nin demokrasiz cumhuriyet olduğunun ikrarı. s. 37. Kadına şiddeti önleme hususunda uluslararası sözleşme ve ulusal mevzuatından uygulanmasından bahsediliyor. Bunu İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanacağı şeklinde yorumlamak pekala mümkün. Partilerarası uzlaşmayı … Devamını oku

Irkçılık & ayrımcılık – ABD’den bir haber

Dünyadaki sistem ve toplumların mekanik bir biçimde algılanıp sistematik bir biçimde ortaya konulabilecek bir dizaynı mevcut değil. Ancak tabir caizse bir devran var. Zamanla güçlenen, yükselen ideolojilerin, düşünce ve sanat biçimlerinin etkisinin değişik coğrafyalara yayıldığı bir gerçek. Keza ekonomik politikaların da öyle. Son on yıllardır hükmü ve uygulamaları gittikçe yaygınlaşan ve artan neoliberal dalganın etkisi … Devamını oku

Sosyal bilimler doğa bilimlerinden neden farklıdır?

İdeolojiler kendilerini yenilerken ve gerçekliğe daha yakın bir yerde konumlanmaya gayret ederken kendilerine öncülük etmiş olan tarihsel şahsiyetlere hakaret etmiş olmazlar. Bilakis düzelttikleri, geliştirdikleri ve gerçekliğe daha da yakınlaştıkları ölçüde o şahsiyetlere bilimsel gerçeklik hakkındaki yanlışlanabilirlik çerçevesinde yanaştıkları için en büyük borcu ödemiş olurlar.

İdealizmin batağındaki ‘sol’, ‘solumsu’, ‘özgürlükçümsü’ aydınlar

Sosyal medyada dahi tartışmasına pek girmemeye çalıştığım bir alan soykırım yıldönümlerine dair tartışmalar. Her yıl aynı tartışmaları yapıyoruz. Otomatik bir skript geliştirip otomatik yazışsak niteliksel anlamda pek farkı olmayacak bir durumdayız adeta. Umut, öfke, geleceğe duyulan özlem ve inanç; bunların hepsi değerlidirler ama doğru bir zemin üstüne inşa edildikleri takdirde. Ermeni soykırım tartışmalarında son yıllarda … Devamını oku

(ÇEVİRİ)* Slavoj Zizek: Kendilerini hor görme pratiği içinde olan politik doğrucu beyazlar, ırkçılığı sona erdirme mücadelesine HİÇBİR katkıda bulunmuyorlar*

Suçluluğumuzdan sapkın bir şekilde zevk almak (ve böylece gerçek kurbanları korumak) yerine, aktif dayanışmaya ihtiyacımız var: suçluluk ve kurbanlık bizi hareketsizleştiriyor. Yalnızca hep birlikte, kendimize ve birbirimize karşı sorumlu yetişkinler gibi davranarak ırkçılığı ve cinsiyetçiliği yenebiliriz.

21 Mayıs 1864 Çerkes soykırımı üzerinden günümüze dair bazı düşünceler

Çerkesler çoğunlukla kabul edilen tanımı ile Kafkas dağlarının kuzey yamacında yaşamış olan hemen hemen tüm kabilelerin adıdır (Lyulye, 2010). Lyulye, bu kabilelerin kendilerini Adige olarak adlandırdığını belirtmektedir. Çerkes (Adige) kavmi ise Abadzeh, Şapsuğ, Nadkuac, Kabartay, Besleney, Mohoş, Kemguy, Hatukay, Bzedug ve Jan kabilelerinden oluşmakta idi. Bir çok konuda olduğu gibi bu listenin de üzerinde yüzde … Devamını oku

Tantalos ile kader arkadaşı olmak

Marx’ın, Engels’in toplumsal gelişim ve komünist toplum betimlemeleri de çok farklı değil aslında. İlkel komünal ve sınıfsız bir toplum tecrübesi yaşayan toplumların tekrardan aynı koşula gelmesinin öngörülmesi ve hayata geçirilmesi için eylemdir öğretinin özünde yer alan hususlar. Başka bir deyişle bir dönem bilinçsiz bir şekilde sınıfsız yaşayan, yeryüzü cenneti gibi bir ortama bu sefer bilinçle geri dönmenin yoludur öğretileri. Tabi, bu geri dönüşün tanrısal, öteki yaşamdan arınmış bir halidir